
Neden Her Şeyi İçime Atıyorum?
Canını sıkan şeyleri kimseye söylemeyip kendi içinde yaşamayı mı tercih ediyorsun? Kırıldığında sessiz kalıyor, üzüldüğünde gülümsüyor ve kimseye yük olmak istemediğin için duygularını hep içine mi atıyorsun? Günün sonunda ise kimsenin seni gerçekten anlamadığını mı hissediyorsun?
Belki de uzun zamandır kendine şu soruyu soruyorsun:
"Neden her şeyi içime atıyorum?"
Birçok insan bunu karakteri gereği yaptığını düşünür. Oysa çoğu zaman bunun nedeni sessiz biri olmak değildir. Asıl neden, yıllar içinde oluşan bilinçaltı kalıpları, geçmiş deneyimler ve özdeğer algısı olabilir.
Duygularını Bastırmayı Ne Zaman Öğrendin?
Hiç kimse doğduğu anda hislerini saklamayı bilmez.
Bu davranış genellikle çocuklukta öğrenilir.
Belki ağladığında "Abartıyorsun." denildi.
Belki üzüldüğünde kimse seni dinlemedi.
Belki öfkelendiğinde suçlandın.
Belki de hislerini paylaştığında yargılandın.
Zamanla bilinçaltında şu inançlar oluşmuş olabilir:
- "Konuşursam anlaşılmam."
- "Sessiz kalmak daha güvenli."
- "Kimse benim duygularımla ilgilenmez."
- "Yük olmamalıyım."
Bu inançlar zamanla alışkanlığa dönüşebilir ve sen fark etmeden her duygunu içine atmaya başlayabilirsin.
Bilinçaltı Kalıpları Seni Sessizliğe İtebilir
Bilinçaltı kalıpları, geçmişte seni koruyan davranışları bugüne taşır.
Belki çocukken sessiz kaldığında daha az eleştiriliyordun.
Belki duygularını gizlediğinde daha az inciniyordun.
Zihnin bunu güvenli bir yöntem olarak öğrenmiş olabilir.
Bu yüzden bugün de;
- Rahatsız olduğun şeyleri söylemeyebilirsin.
- Kırıldığını belli etmeyebilirsin.
- Yardıma ihtiyacın olsa bile istemeyebilirsin.
- İçinde biriken duyguları sadece kendi başına yaşamayı seçebilirsin.
Ancak bastırılan duygular kaybolmaz. Sadece zamanla daha ağır bir yük hâline gelir.
Sessiz Kalmak Sorunları Çözmeyebilir
Duygularını içine atmak, kısa süreliğine tartışmaları önleyebilir.
Ancak uzun vadede;
- İçsel stres artabilir.
- Kendini yalnız hissedebilirsin.
- Biriken duygular bir anda yoğun şekilde ortaya çıkabilir.
- İnsanlar seni gerçekten tanımakta zorlanabilir.
Çünkü söylemediğin şeyi kimsenin bilmesi mümkün değildir.
Özdeğer Algısı Kendini İfade Etmeni Etkiler
İnsan, kendi duygularına ne kadar değer veriyorsa onları ifade etmesi de o kadar kolay olur.
Ancak özdeğer algısı zayıf olduğunda, kişi kendi hislerini önemsiz görebilir.
"Boş ver."
"Geçer."
"Ben idare ederim."
gibi cümleler zamanla bir savunma mekanizmasına dönüşebilir.
Oysa senin hissettiklerin de en az başkalarının hisleri kadar önemlidir.
Kendine Şu Soruları Sor
Bu davranışın neden tekrar ettiğini anlamak için kendine şu soruları yöneltebilirsin:
- Duygularımı söylediğimde en çok neden korkuyorum?
- Çocukken hislerimi ifade ettiğimde nasıl karşılanıyordum?
- Sessiz kalmak beni gerçekten koruyor mu?
- Yardım istemek bana neden zor geliyor?
- Kendi duygularıma gerçekten değer veriyor muyum?
Bu sorular, seni sessizliğe iten düşünce kalıplarını fark etmene yardımcı olabilir.
İçine Attığın Her Duygu Bir Yük Olarak Kalabilir
Her şeyi içine atıyor olman, bunu hayatın boyunca yapmak zorunda olduğun anlamına gelmez.
Bilinçaltı kalıpları, geçmiş deneyimler ve özdeğer algısı üzerinde çalışıldığında, duygularını bastırmadan da kendini güvende hissedebilmen mümkün olabilir.
Unutma; güçlü olmak, her şeyi tek başına taşımak değildir. Bazen en büyük cesaret, yıllardır içinde tuttuğun duygulara ilk kez bir isim vermek ve onları sağlıklı bir şekilde ifade edebilmektir. Kendini anlatabildiğinde sadece başkaları seni daha iyi anlamaz; sen de kendi iç dünyanı daha net görmeye başlarsın.
Kendine dönme vakti
Bu konuda profesyonel destek almak istersen ücretsiz ön görüşme ile başlayabilirsin.
